AYM’nin Nafaka Devrimi ve "9 Aylık" Adalet Çelişkisi

Yayınlanma Tarihi: 04.06.2026 15:27
|
Bülent TUNÇ
Bülent TUNÇ
-
Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye’de yıllardır toplumsal bir yara haline gelen, hukukun koruyucu kanatları altında adeta bir mali cezalandırmaya dönüşen süresiz nafaka uygulamasında tarihi bir adıma imza attı. Kanundaki "süresiz olarak" ibaresini iptal eden yüksek mahkeme, vicdanları yaralayan bir dönemi teoride sonlandırdı.
Kabul edelim ki, eski sistem adaletin temel ilkeleriyle ciddi biçimde çelişiyordu. Özellikle hiçbir sorumluluk barındırmayan kısa süreli evliliklerin ardından, "şiddetli geçimsizlik" kılıfı altında girilen boşanma süreçleri; fahiş tazminat talepleri ve ömür boyu süren nafaka yükümlülükleriyle adeta zahmetsiz bir konfor alanına, haksız bir kazanç kapısına dönüştürülmüştü. Birkaç ay süren bir birlikteliğin mali faturasını bir insanın ömrünün sonuna kadar sırtında taşımak zorunda kalması, hukukun değil, ancak adaletsizliğin bir tecellisi olabilirdi.
Elbette burada hassas bir teraziyi doğru kurmak zorundayız. Benim "kazanç kapısı" diyerek eleştirdiğim güruh ile ömrünü bir kişiye, evine ve çocuklarına adamış; şiddet sarmalından kaçarak ayrılmış ve çalışacak durumu olmayan kadınları aynı kefeye koymak imkânsızdır. O kadınları bu eleştirilerin tamamen dışında tutuyorum. Peki, "O kadınların durumu ne olacak?" derseniz, işte gerçek adalet tam da burada devreye girmelidir. Yeni sistem, ezbere kararlar vermek yerine bu durumdaki kadınlara gerekirse yine süresiz nafaka hakkı tanımalıdır. Bizim kastettiğimiz adalet vurgusu, herkese eşit ve durumun özel şartlarına göre esnek hitap edilmesidir. Hakim; gerektiğinde iki ay, gerektiğinde ise ömür boyu nafaka verebilmeli, kararlarını mutlak bir adalet çerçevesinde şekillendirmelidir.
Gelelim Madalyonun Diğer Yüzüne: Neden 9 Ay Bekleniyor?
Yüksek mahkemenin bu iptal kararı kağıt üzerinde büyük bir devrim gibi görünse de uygulamadaki takvim ciddi bir soru işaretini ve çelişkiyi beraberinde getiriyor. AYM, yasama organına (TBMM) yeni kanuni altyapıyı hazırlaması için tam 9 aylık bir süre tanıdı.
Bir gazeteci ve vatandaş olarak sormak gerekiyor: Eğer ortada hukuka, vicdana ve anayasaya aykırı bir durum tespit edildiyse, bu haksızlığın düzeltilmesi için neden 9 ay daha bekleniyor? Ortada bir hukuksuzluk, bir adaletsizlik varsa bunun telafisi için değil dokuz ay, bir saat bile beklenemez. Bu bekleme süresi boyunca kurulacak yeni nafaka hükümlerinin ve devam edecek eski mağduriyetlerin hesabını kim verecek? Madem bir yanlış teşhis edildi, neşterin hemen bugün vurulması gerekirdi. Meclis bu süreyi yayarak kullanmamalı, AYM'nin tanıdığı 9 ayı beklemeden bu yasal boşluğu derhal doldurmalıdır.
Adalet; ancak ve ancak herkese eşit, mantıklı ve objektif bir şekilde hitap ettiği zaman "adalet" vasfını kazanır. Hukukun cinsi, cinsiyeti, dili, dini, mezhebi ya da siyasi görüşü yoktur, olamaz da.
Şüphesiz ki bu yeni dönemden, kurulu düzenin konforunu kaybettikleri için rahatsız olanlar, sesini yükseltenler olacaktır. Fakat şu gerçeği açıkça kabullenmek gerekir: Önceki sistemin ne akılla, ne mantıkla ne de adalet duygusuyla uzaktan yakından bir alakası vardı. AYM, gecikmiş de olsa modern hukukun gereğini yapmış ve toplumsal vicdana su serpmiştir; şimdi sıra Meclis’in bu 9 aylık adaletsiz bekleme süresini ortadan kaldırıp yasayı bir an önce çıkarmasındadır.


Yorum Yap

0/1000 karakter
Tüm alanlar zorunludur. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.

Yorumlar

0
Yükleniyor...

Yorumlar yükleniyor...