GoogleNews

Bülent TUNÇ
-
Eskiden insanların yorgunluğu daha çok bedenseldi.
Şimdi ise çok daha ağır bir zihinsel yorgunluk yaşanıyor.
Sabah gözünü açar açmaz hesap yapan, markete girerken tedirgin olan, geleceği düşünmek istemeyen milyonlarca insan var bu ülkede. Türkiye’de artık insanlar çalışmaktan değil, yetişememekten yoruluyor.
Bugün evini geçindirmekle yükümlü bir vatandaş, sabah evden çıkarken maaşına göre hesap yapmak zorunda kalıyor. Kirasını nasıl ödeyeceğini, mutfak masrafını nasıl çıkaracağını düşünüyor. Domatesin 80 lirayı, biberin 100 lirayı gördüğü bir pazarda, sürekli artan gıda fiyatları sağlıklı beslenmeyi bile ciddi anlamda zorlaştırıyor.
30 bin lira maaş alan bir insanın, bunun yarısını kiraya verdiği bir düzende kalan parayla ay sonunu getirmeye çalışması artık ekonomik bir mücadeleden çok psikolojik bir savaşa dönüşmüş durumda. İnsanların yüzündeki yorgunluk biraz da bundan kaynaklanıyor.
Gençler ise ayrı bir çıkmazın içinde.
“Okuyorum ama ne olacak?” düşüncesi artık milyonlarca gencin ortak cümlesi haline geldi. Üniversite bitirmenin umut olmaktan çıktığı bir yerde, gençler gelecek planı kuramıyor, yuva hayali bile erteleniyor.
Emeklilerin durumu ise daha da ağır.
20 bin lira maaşla yaşam mücadelesi veren insanların, 70 yaşında bile iş aramak zorunda kalması bir ekonomik tablo olmanın ötesinde toplumsal bir yaradır.
Esnaf da artan maliyetlerin altında eziliyor. Elektrik, kira, personel ve ürün maliyetleri sürekli yükselirken, fiyat artırmak zorunda kalan esnaf bu kez müşterisini kaybediyor. Çark dönüyor gibi görünse de birçok işletme aslında ayakta kalma savaşı veriyor.
Toplum gerçek gündemi konuşmak isterken, siyasette çoğu zaman yapay gündemlerin öne çıkarılması da insanları daha fazla yoruyor. Vatandaş artık polemik değil, çözüm görmek istiyor.
Sosyal medyada ise bambaşka bir dünya kurulmuş durumda. Lüks araçların içinden verilen pozlar, yapay hayatlar, gösteriş üzerine kurulu paylaşımlar… Gerçek hayatla ekran arasında büyüyen uçurum, özellikle gençler üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.
Ve belki de en önemlisi; toplumun büyük bir kısmı artık adalet duygusunun zedelendiğini düşünüyor. Ekonomik sıkıntılarla birleşen bu güvensizlik ortamı, beraberinde ahlaki bir çözülmeyi de getiriyor.
Bugün mevcut hükümet için en önemli mesele siyasi hesaplar değil, vatandaşın cebine ve vicdanına dokunabilmektir. İnsanlar ekonomide gerçek bir rahatlama hissettiği, adaletin herkes için eşit işlediğine inandığı gün, hiçbir iktidarın kolay kolay sarsılması mümkün olmaz.
Ama bunlar sağlanamazsa, ekonomik sıkıntının oluşturduğu toplumsal yorgunluk siyaseti de sessizce tüketmeye devam edecektir.
Çünkü zaman daralıyor.
Ve toplum artık sadece konuşan değil, çözüm üreten bir yönetim görmek istiyor.
Yorum Yap
Yorumlar
0Yükleniyor...
Yorumlar yükleniyor...

