GoogleNews

Fatih KUT
-
Kurban Bayramı, İslam âleminin en anlamlı ve en derin manevi iklimlerinden biridir. Bu mübarek günler yalnızca bir ibadetin yerine getirildiği zaman dilimi değil; teslimiyetin, paylaşmanın, kardeşliğin ve Allah’a yakınlaşmanın en güçlü şekilde hissedildiği kutlu vakitlerdir. Bayramlar; gönüllerin birleştiği, kırgınlıkların sona erdiği, merhametin ve yardımlaşmanın hayat bulduğu özel zamanlardır.
Kurban ibadetinin temelinde Hz. İbrahim’in sadakati ve Hz. İsmail’in teslimiyeti vardır. Rabbine olan bağlılığını her şeyin üzerinde tutan Hz. İbrahim’in gösterdiği iman örneği, bugün milyonlarca Müslüman için büyük bir rehberdir. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurur:
“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşacak olan ancak sizin takvanızdır.”
(Hac Suresi, 37. Ayet)
Bu ayet, kurbanın özünün şekilden ibaret olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Asıl olan; samimiyet, ihlas ve Allah’a duyulan bağlılıktır. Kurban kesmek, sadece bir hayvanı paylaşmak değil; insanın nefsini, bencilliğini ve dünya hırsını terbiye etmesidir.
Bir başka ayette ise şöyle buyurulur:
“Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.”
(Kevser Suresi, 2. Ayet)
Bu emir, kurban ibadetinin İslam’daki önemini göstermektedir. Peygamber Efendimiz de kurban ibadetine büyük önem vermiş ve ümmetine bu ibadetin manevi değerini anlatmıştır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“Âdemoğlu kurban bayramı günü Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir amel işlemiş değildir.”
(Tirmizî, Edâhî, 1)
Kurban; paylaşmanın ibadet hâline dönüşmüş şeklidir. Kesilen kurbanın ihtiyaç sahipleriyle paylaşılması, toplumdaki kardeşlik bağlarını güçlendirir. Zengin ile fakir arasında gönül köprüleri kurulmasına vesile olur. Belki de yıl boyunca evine et girmeyen aileler, bu bayram vesilesiyle sofralarında bereket hisseder.
Bugün dünyanın birçok coğrafyasında savaş, açlık ve yoksulluk hüküm sürerken; kurbanın taşıdığı sosyal dayanışma ruhu daha da anlam kazanmaktadır. Gazze’den Afrika’ya, Asya’dan mazlum coğrafyalara kadar milyonlarca insan bir lokma ekmeğe muhtaç hâlde yaşam mücadelesi veriyor. İşte böylesine bir dönemde kurban, yalnızca bireysel bir ibadet değil; ümmet bilincinin ve insanlık sorumluluğunun da bir göstergesidir.
Bayramlar aynı zamanda gönüllerin yeniden buluştuğu günlerdir. Küslüklerin sona erdiği, aile bağlarının kuvvetlendiği, komşuluk ilişkilerinin tazelendiği müstesna zamanlardır. Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
“Birbirinize kin tutmayın, sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun.”
(Buhârî, Edeb, 57)
Bayramın ruhuna uygun olan da tam olarak budur. Affetmek, gönül almak, hatır sormak ve paylaşmaktır. Çünkü gerçek bayram; yalnızca evlerde değil, kalplerde yaşandığında anlam kazanır.
Çocuklar için ise bayramlar unutulmaz hatıraların adıdır. Bayram sabahı erkenden kalkmanın heyecanı, büyüklerin ellerini öpmenin huzuru, yeni kıyafetlerin mutluluğu ve alınan harçlıkların sevinci… Bunlar bizim kültürümüzün en güzel miraslarıdır. Geleneklerimizi yaşatan, toplumumuzu ayakta tutan değerler de işte bu manevi bağlardır.
Kurban Bayramı’nın bizlere öğrettiği en büyük hakikatlerden biri de şudur: İnsan, paylaştıkça çoğalır. Merhamet ettikçe huzur bulur. Yardımlaştıkça toplum güçlenir. Bayramın gerçek bereketi de tam olarak burada saklıdır.
Bu vesileyle başta aziz milletimiz olmak üzere tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı gönülden tebrik ediyorum. Cenab-ı Allah’tan bu mübarek günlerin; birlik ve beraberliğimize güç katmasını, mazlum coğrafyalara huzur getirmesini ve insanlığa barış vesilesi olmasını niyaz ediyorum.
Yorum Yap
Yorumlar
0Yükleniyor...
Yorumlar yükleniyor...

